2021-2022 Eğitim-Öğretim Yılı Özel Yetenek Sınavı Başvuru Şartları
Tarih: 29 Temmuz 2021

2021-2022 Eğitim-Öğretim Yılı Özel Yetenek Sınavı Başvuru Şartları

2021-2022 Eğitim-Öğretim Yılı Güzel Sanatlar Fakültesi Özel Yetenek programları için başvuru şartları ve yüklenecek belgelere dair detayları inceleyebilirsiniz:

Beykent Üniversitesi Oyunculuk Bölümü Özel Yetenek Sınavı Başvuru Şartları

*Özel Yetenek Sahne Sınavına başvurmak isteyen aday öğrencilerimiz, isteğe bağlı olarak online sistem üzerinden veya Ayazağa yerleşkemize gelerek sınava girebileceklerdir.

Oyunculuk Bölümü Sınav Gün ve Saatleri

Ayazağa yerleşkesine gelerek sahne sınavına girecek öğrencilerimiz için, Çarşamba ve Cuma günleri 10.00-16.00 saatleri arasında yapılacaktır.

2021 TYT’de 150 ve üzeri puan almış olmak şarttır. 

1. Sahne sınavına girecek adayların, ekte belirtilen kadın ve erkekler için özel olarak verilmiş sahne parçalarından, bir DRAM ve bir KOMEDİ olmak üzere, iki tiradı dijital kayıt olarak baştan sona kesintisiz ve montajsız bir şekilde oynamalı ve başvuru sistemine yüklemesi gerekmektedir. Kayıt, adayın tüm beden hareketleri görülecek şekilde çekilmelidir. Adayların siyah kıyafet giymeleri ve çekimlerin son bir ay içerisinde çekilmiş olması zorunludur.

Adayın, https://obs.beykent.edu.tr/oibs/ffa_app/login.aspx adresine erişerek ilgili dosyanın URL linkinin yüklemesi gerekmektedir. 

2. Aday kendi belirlediği ve önceden çalışmış olduğu bir şarkıyı (enstrüman olmadan doğal sesiyle) (en fazla 2 dakika) kesintisiz bir şekilde söylemesi ve başvuru sistemine yüklemesi gerekmektedir.

Eksik evrak olması durumunda başvuru tamamlanamayacaktır. 

(2020 TYT puanı ile başvuru yapacak adayların, 2021 YKS’ye başvuru yapmış olmaları ve 2020 TYT puanı 200 ve üzeri olması gerekmektedir.)

  • Yüklenecek Gerekli Belgeler
    TYT Sonuç Belgesi
    Kimlik Fotokopisi
    Performans Videosu ( We-transfer üzerinden URL linki sisteme yüklenecektir.)

ZORUNLU PARÇALAR
KADIN ADAYLAR İÇİN SINAV PARÇASI 1

*JAN DARK– Verin bana o yazıyı! (Masaya koşup kâğıdı kaparak parça parça eder.) Varın yakın ateşinizi. Fare gibi deliğe tıkılmam ben. Seslerim haklıymış. (…) Sizin ahmak olduğunuzu söylemişlerdi. (Bu söz çok gücenmelerine yol açar.) Bunların güzel sözlerine, merhametlerine güvenilmez demişlerdi. Hayatımı bağışlayacağınıza söz verdiniz. Yalanmış. (Öfkeli mırıltılar.) Yaşamak nedir sizce? Donup taş kesilmemek mi sadece? Ne kuru ekmek bulunca gam yerim, ne de duru su içmek derttir benim için. Ama gök kubbenin şavkından, o güzelim kırların çayırından çimeninden yoksun bırakmak beni. Dağda bayırda askerlerle at koşturmayayım diye ayağıma pranga vurmak. Bana havasız, nemli karanlığı koklatmak, sizin kötülüğünüz, sizin sersemliğiniz beni Tanrıdan bile soğuturken, gönlümü gene onun sevgisiyle dolduracak her şeyi almak elimden, cehennem odundan da beterdir. Savaş atımdan vazgeçebilirim. Etekle dolaşsam da olur. Sancaklar, borazanlar, askerler yanı başımdan geçip gitse de öbür kadınlar gibi geride bırakılmayı nefsime yedirebilirim. Yeter ki rüzgârda ağaçların hışırtısını, güneşte öten çayırkuşunu, köyümün sağlıklı ayazında meleyen kuzuları işitebileyim. Akşam çanları bana melek seslerini getirsin gene. Bunlar olmadan yaşayamam. Bunları benden ya da başka herhangi bir kuldan almaya kalktığınız için siz, biliyorum şeytanın emrindesiniz. Oysa bana yol gösteren, Tanrıdır. 

*Bernard Show, “Jan Dark” Modern Klasikler Dizisi 9-Dört Oyun içinde, Çev. Sevgi Sanlı (İstanbul:Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2010) 414-415.

KADIN ADAYLAR İÇİN SINAV PARÇASI 2

* TOINETTE - Efendim, sizin gibi dillere destan olmuş bir hastayı doğrusu çok merak ediyordum, onun için sizi görmeye gelmemi, lütfedip, hoş karşılayacağınızı umarım; her tarafa yayılmış olan ününüz cesaretimi mazur gösterebilir. (…) Görüyorum ki, Mösyö, yüzüme pek dikkatle bakıyorsunuz. Kaç yaşındayım dersiniz? (…) Hah! Hah! Hah! Hah! Hah! Tam doksan yaşındayım. (…) Evet. Bu yaşta bu kadar körpe, bu kadar dinç kalabildimse, sanatımın sırları sayesindedir. (…) Efendim, ben gezginci doktorum, kentten kente, ilden ile ülkeden ülkeye gider, şanıma layık parlak konular, hekimlikte keşfettiğim o büyük ve güzel sırları denemek fırsatını bana verebilecek, durumlarıyla ilgilenmeye değer hastalar ararım. O bir sürü adi hastalıklarla, romatizma ve nezle gibi ıvır zıvırla, hafif sıtma nöbetleriyle, dalak ve karaciğer bozukluklarıyla, baş ağrılarıyla oyalanmaya tenezzül etmem. Önemli hastalıklar isterim ben: Sayıklama nöbetleri içinde dinmeyen ateşler, güzel vebalar, su toplamasından şişmiş karınlar, göğüs iltihaplarıyla karışık en alasından zatülcenpler (satlıcanlar); işte bunlara bayılırım, böyle hastalıkları yere sererim ben. Ah efendim, keşke bütün bu saydığım hastalıklara tutulmuş olsaydınız, bütün hekimler sizi bırakıp gitmiş olsalardı, ümitsizlik içinde, can çekişirken bulsaydım sizi de ilaçlarımın ne kadar etkili olduğunu, size hizmet etmeye nasıl can attığımı görseydiniz. (…) Nabzınızı verin bana. Hadi, doğru dürüst at bakalım. Yoo! Ben seni hale yola koymasını bilirim. Vay! Bu ne küstah nabız böyle: Anlaşıldı, sen daha beni tanımıyorsun. Doktorunuz kim? (…) Defterimdeki büyük hekimler arasında böyle bir adam yok. Ona göre neymiş hastalığınız? (…) Hepsi cahil bunların: Sizin hastalığınız akciğerde. (…) Evet, ne hissediyorsunuz? (…) Tamam akciğer. (…) Akciğer. (…) Akciğer. (…) Akciğer. (…) Akciğer. Yemeklerinizi iştahla mı yersiniz? (…) Akciğer. Biraz da şarap içmeyi sever misiniz? (…) Akciğer. Yemeklerden sonra hafif bir uyku bastırır da, biraz kestirmek hoşunuza gider mi? (…) Akciğer, akciğer diyorum size. Peki, gıda olarak neler veriyor doktorunuz size? (…) Cahil! (…) Cahil! (…) Cahil! (…) Cahil! (…) Cahil! (…) Cahil! (…) Cahil! Kara cahil! Kapkara cahil! Şarabınızı hiç su katmadan içeceksiniz; sonra, çok sulu olan kanınızı koyulaştırmak için, alasından besili sığır eti, besili domuz eti, yağlı Hollanda peyniri, bol bol irmik ve pirinç yiyeceksiniz, pekleştirip kıvamına getirmek için de kestane ile koz helvası. Hekiminiz hayvanın biriymiş. Ben size kendi yetiştirdiğim bir hekimi göndermek istiyorum, ben de arasıra sizi görmeye gelirim, bu şehirde kaldıkça. (…) Hay Allah! Siz bu kolunuzu ne yapıyorsunuz, bakayım? (…) Yerinizde olsam, bu kolu hemen kestirip atardım. (…) Canım bütün gıdayı kendine çekip alıyor, öbür tarafın faydalanmasına engel oluyor, görmüyor musunuz? (…) Bakın, şurada bir sağ gözünüz var, yerinizde olsam onu da çıkartırdım. (…) Sol gözünüzü nasıl rahatsız ettiğini, onun gıdasını aşırdığını görmüyor musunuz? İnanın bana, hemen çıkartın onu, sol gözünüzle her şeyi daha iyi görürsünüz. (…) Allaha ısmarladık. Sizden bu kadar çabuk ayrılmak istemezdim, ama büyük bir konsültasyonda bulunmak zorundayım, dün ölen bir adamı muayene edeceğim. (…) Evet, kendisini iyi etmek için neler yapılması gerekirdi, onu anlamak için. Gene görüşürüz. 

*Moliere, Hastalık Hastası, Çev.Lütfi Ay (İstanbul: İnkılap Kitabevi, 2000) 109-115

ERKEK ADAYLAR İÇİN SINAV PARÇASI 1

* HAMLET - Ah! Şu et yığını keşke erise, erise de bir damla çiy haline gelse. Yahut Tanrı kendi canına kıymayı insana yasak etmeseydi. Yarabbi, yarabbi! Bu dünyanın her hali bana ne kadar bitmiş, bozulmuş, ne kadar tatsız, boş geliyor. Yazık ona, yazık! Yolunmayan otları tohuma kaçmış bir bahçeyi andırıyor. Tabiatta ne kadar yabani, zararlı şey varsa içini sade onlar bürümüş. Böyle olacaktı ha! Öleli daha iki ay geçti. Yok, o kadar bile değil, iki ay bile değil. Hem öyle mükemmel bir hükümdardı ki, bunun yanında, Satyr’in yanına Hyperion gelmiş de durmuş sanılırdı. Hem annemi öyle severdi ki rüzgârların yüzüne hızla değmesine bile razı olmazdı. Ey gökler, ey yer! Hatırlamasam olmaz mı? Doydukça iştihası artıyormuş gibi kollarını babamın boynundan nasıl ayırmazdı. Sonra bir ay içinde… Düşünmeyeyim daha iyi. Ey ruh düşkünlüğü, senin adın kadın olmalı! Bir aycağız… Zavallı babamın ölüsünün ardından, Niobe gibi gözyaşı içinde giderken giydiği ayakkabıları bile eskimeden… o kadın, evet aynı kadın… Tanrım! Muhakemeden nasibi olmayan bir hayvan bile daha uzun zaman acınırdı… Amcamla evlendi, babamın kardeşiyle. Ama ben Herakles’e ne kadar benziyorsam o da babama o kadar benzemez. Bir ay içinde. Sahte gözyaşlarının tuzundan yanan gözlerinin daha kızıllığı geçmeden evlendi. Ah! bu kadar ateşle haram döşeğine koşmak ne suçlu bir seğirtiş! Bu işin ne başında hayır var ne sonu hayır çıkar. Ama benim içim parçalanacak, çünkü dilimi tutmaya mecburum. 

*William Shakespeare, Hamlet, Çev. Orhan Burian (Ankara; Milli Eğitim Basımevi, 1989) 19-20.

ERKEK ADAYLAR İÇİN SINAV PARÇASI 2

* TOLKAÇOF - (...) (Duruş) Bak bir de şu halimi dinle. Neyse patırtı-gürültü sayfiyedeki eve varırım. Sanırsın ki bu çalışmam güzel bir yemek ve soğuk bir birayla mükafatlandırılacak, değil mi? Ve birazcık da şekerleme bir uyku? Ama ne gezer? Karım çoktan pusuya yatmıştır, tam ben çorbamı yudumlayacakken o pençesini atmıştır bile. “Acaba dansa yahut amatör bir sayfiye tiyatrosuna gidemez miyiz?” Hayır diyemezsin tabii. Gidersin tiyatroya. “Aile faciası” yahut ona benzer bir oyun oynuyorlardır. Ölmekten başka bir şey istemeyecek kadar hasta hissedersin kendini. Eğer dansa gitmişsek, vaktin karınla dans edecek bir herif aramakla geçer, olmadı mı kendin girişirsin karınla Kadril’e! Eve döndüğün zaman, vakit gece yarısını geçmiştir. Islak bir paçavraya dönmüşsündür ama nihayet kendi kendinlesindir. Soyunup yatağa yatarsın. Gözlerini yumarsın. Uyku! Harika! (Duruş) Ne şairane, değil mi? Çocuklar çığlık atmıyor, karından uzaktasın nihayet! İnsan başka ne ister? Uyumaya doğru gidersin. (Duruş) Nedir o? Hm! Sivrisinekler! Allah kahretsin! (yumruğunu eline vurur) Mısır vebası! İspanyol Engizisyonu felaketi! Sivrisinekler! (Sivrisinek vızıltısını taklit eder) Ne acıklı bir ses değil mi bu? Üstelik hüzün dolu bir ses. Sanki özür diliyor gibidir. Ama bu iğrenç mahluk bir soktu mu, artık bir saat, tırmık tırmık kaşınırsın. Ne yaparsın? Sigara? Sivrisinekleri öldürmek? Tepeden tırnağa örtünmek? Hiç biri fayda etmez. En iyisi onlara kendini teslim edersin. Bırak artık yesinler seni. (Duruş) Tam bu sırada başka bir azap başlar. Karının misafirleri gelmiştir aşağıya. Sopranolar. Tenorlar. Bu cins, gündüz uyur, geceleri amatör konserleri için prova yaparlar. Sivrisinekler onlardan daha zararsızdır. (Bir şarkıya başlar) Söyle bana, Ooo söyleme bana Gençliğin gitti havaya! 

*Anton Çehov, “Sayfiyede Yaz” Tek Perdelik 9 Oyun içinde, Çev. Yılmaz Gruda (Ankara: Bilgi Yayınevi, 1994) 117-118.

Beykent Üniversitesi Grafik Tasarımı Bölümü Özel Yetenek Sınavı Başvuru Şartları 

2021 TYT puanı 150 ve üzeri puan almış olmak şarttır. Başvuru yapmak isteyen aday öğrencilerimiz Ayazağa Yerleşkemize gelerek Özel Yetenek Sınavına girebilirler. Fiziki olarak gelmek istemeyen adaylar online başvuru için https://obs.beykent.edu.tr/oibs/ffa_app/login.aspx adresine erişerek portfolyo çalışmalarını aşağıdaki başvuru belgeleriyle yüklemeleri yeterli olacaktır. 
Eksik evrak olması durumunda başvuru tamamlanamayacaktır.

(2020 TYT puanı ile başvuru yapacak adayların, 2021 YKS’ye başvuru yapmış olmaları ve 2020 TYT puanı 200 ve üzeri olması gerekmektedir.)

  • Yüklenecek Gerekli Belgeler

    TYT Sonuç Belgesi
    Kimlik Fotokopisi
    Adayın Dijital Çalışmalarını içeren Portfolyosu

Tekstil ve Moda Tasarımı Özel Yetenek Sınavı Başvuru Şartları 

2021 TYT puanı 150 ve üzeri puan almış olmak şarttır. Başvuru yapmak isteyen aday öğrencilerimiz Ayazağa Yerleşkemize gelerek Özel Yetenek Sınavına girebilirler. Fiziki olarak gelmek istemeyen adaylar online başvuru için https://obs.beykent.edu.tr/oibs/ffa_app/login.aspx adresine erişerek portfolyo çalışmalarını aşağıdaki başvuru belgeleriyle yüklemeleri yeterli olacaktır. 
Eksik evrak olması durumunda başvuru tamamlanamayacaktır.

(2020 TYT puanı ile başvuru yapacak adayların, 2021 YKS’ye başvuru yapmış olmaları ve 2020 TYT puanı 200 ve üzeri olması gerekmektedir.)

  • Yüklenecek Gerekli Belgeler
    TYT Sonuç Belgesi
    Kimlik Fotokopisi
    Adayın Dijital Çalışmalarını içeren Portfolyosu